|
||
|
|
#1 |
![]() |
![]() İlk önce domuzlarda üretilmişti; ardından bakterilerde üretilmeye başlandı, şimdi de sıra bitkilerde… İnsülin, ilk defa Kanadalı Frederick Banting tarafından 1921’de keşfedilmesinden tam 80 yıl sonra, yine başka bir Kanadalı araştırma ekibi tarafından biyosentetik olarak bitkiler üzerinde üretildi. Özellikle, tip 1 diyabet hastalarının tedavisinde kullanılan insülinin, ABD üzerinde bir yıllık üretim maliyetinin 132 milyar $ olduğu düşünülürse, bu tür bir ucuz kaynak bulunması büyük önem taşıyor. Günümüzde, tip 1 diyabet hastaları, vücutlarında yeterli miktarda ya hiç insülin üretemedikleri için dışarıdan düzeli olarak insülin takviyesine bağlı kalıyor. Dışarıdan verilen bu insülinin bir kısmı hayvan kaynaklarından elde edilirken, büyük bir kısmı da genetiği değiştirilmiş mikroorganizmalardan biyosentetik olarak elde ediliyor. Vücuda dışarıdan insülin verilmesi, oldukça etkili bir tedavi sunsa da, getirdiği yüksek masraf problemlere sebep olabiliyor. Öyle ki, ABD’de bir diyabet hastasının sadece insülin için ödeyeceği miktar 800 $’ı (1200 TL) bulabiliyor. Ancak Calgary Üniversitesi’ndeki araştırmacılar bu durumu değiştirecek gibi gözüküyor. Yeni çalışma ile insan insülin geni, bir bitkiye aktarılarak, bu bitkide insülin üretimi gerçekleştirildi. Türkiye’de “aspur” ya da “yalancısafran” olarak bilinen ve kolayca büyüyebilen bir bitki olan safflower bitkisinin yağından izole edilecek olan insülinin bu üretim şekli ile maliyetinin de azalacağı belirtiliyor. Calgary Üniversitesi, Biyoloji Bilimleri Bölümü’nde görev yapan ve çalışmaya öncülük eden Maurice Moloney, “İnsülini bitkilere ürettirmeye başaran Dünya’daki ilk araştırma gurubuyuz.” diyerek çalışmanın önemini vurguluyor. Moloney, bitkisel insülinin bu potansiyeli üzerine Hollenberg Üniversitesi’nde bulunan araştırma ortağı ile birlikte, Üniversiteye bağlı bir biyoteknoloji şirketi (SemBioSys) kurdu. Bu şirkete bağlı yeni çalışma ile bitkiden üretilen bu insülinin insanlarda bir yan etkiye neden olmadığı ve normal insülin gibi iş gördüğü görülmüş. Nitekim, Hollenberg de bu konuda, “Safflower’dan elde ettiğimiz insülin, vücudun normal olarak pankreasta ürettiği insülinin tamamen özdeşi. Hiç bir farkı yok.” diyor.SemBioSys adındaki şirket tarafından üretilecek bu bitkisel insülinin resmi adı “SBS-100” olarak geçerken, geliştiriciler, safflower’ın oldukça iyi büyüdüğü yer olan Grande Prairie’e atfederek "Prairie insulin” adıyla anıyorlar. Yaklaşık 4000 m2’lik alana dikilecek safflower’dan yıllık 1 kilogramdan daha fazla insülin elde edilebiliyor; ki bu da 2500 diyabet hastasının 1 yılık insülin ihtiyacını rahatlıkla karşılayabilir. 64 km2’lik bir alanda üretilecek safflower ise Dünya üzerindeki tüm insülin ihtiyacını tek başına karşılayabilecek durumda. (Not: Türkiye’de 5 milyon diyabet hastası bulunuyor.) 2010’nun sonlarına doğru hastalar üzerinde ilk defa denenmeye başlanacak insülinin, önümüzdeki sene içinde geniş çaplı üretimine geçilecek. Kaynak New source of insulin blossoming on the Prairies / CTV News Insulin Can Now Be Made Cheaply from Flowers / PopSci.com |
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|