|
||
|
|
#1 |
![]() |
1- Kemikler
İnsan vücudunun büyüklüğü ve formu, belirli esaslar içinde oluşmuş ve belirli bir sistem ile biraraya gelmiş kemikler ve bu kemikleri eklem yerlerinde birbirlerine bağlayan kıkırdak yapılardan meydana gelir. Vücudun dış görünüşü, bir başka deyişle, vücudun modelajı, yine hareket sisteminin önemli bir komponenti olan kaslar ve aynı zamanda yumuşak doku ile sağlanır. Hareket sisteminin pasif elemanlarını oluşturan kemikler; şekil, durum ve fonksiyonel yapı olarak değişik özellikler gösterirler. Örneğin, kemik sistemi, koruyucu bir yapı olarak düşünülebilir. Böylece, beyin ve omuriliğin birer koruyucu kemik yapı içinde bulundukları görülür. Aynı şekilde göğüs bölümünde yer alan kalp ve akciğerler de, kaburgaların ve yardımcı diğer kemiklerin oluşturduğu bir kafes içinde yer alırlar. Öteyandan, kemik yapının oluşmasında "azami amaç elde etme ve aynı zamanda iktisadi hale uymaya" dikkat edilmiştir. Bu bakımdan kemikler, yapı olarak masif bir organ halinde oluşmamışlardır. Kemiklerin ana yapıları, çok sayıda kemik trabeküllerinden (bölmelerinden) ve bu bölmeler arasındaki boşluklardan oluşmuştur. İnsan vücudunda bu tarife uymayan kemik yapıya hemen hemen hiç rastlanmaz. Öte yandan, kemik bölmelerin (trabekül) oluşmasında son derecede güzel mimari bir tarz vardır. Burada, trabeküllerin basınçlara ve germe kuvvetlerine karşı düzenlenmiş bir yapıya sahip oldukları görülür. Böylece kemikler, statik duruma ve kas çekmelerine karşı fonksiyonel bir yapı kazanmış olurlar. Bütün kemikler sağlam bağ dokusundan yapılmış bir örtü (periost) ile sarılmışlardır. Bu örtü aracılığı ile ilerleyen kan damarları ve sinirler, çok ince kanalcıklardan geçerek kemiğin içlerine kadar uzanırlar. Kemiğin beslenmesi de bu şekilde sağlanmış olur. Buna karşılık, kemik boşlukları içinde bulunan kemik iliği, kemik üzerinde oluşmuş küçük kanalcıklardan geçerek gelen damarlardan direkt olarak beslenir. Bu deliklere foramen nutricium adı verilir Üzerleri sanki bir kılıf gibi kesintisiz periost tarafından sarılmış bulunan kemiklerde, ekleme iştirak eden yüzeylerde periost bulunmaz. Yaralanmalarda ve kemiğin enine büyümelerinde periostun önemi çok fazladır. Kemiklerin iç boşluklarına bakan yüzeyleri de yine çok ince bir örtü ile döşenmiştir. "Endost" adı verilen bu yapı, kemik iliği ve kemik arasındaki sınırda yer alır. Kemikler dış görünüşlerine ve formlarına göre incelenirler. a) Uzun Kemikler (Ossa longa) Bu kemikler vücudun serbest kısımlarında (ekstremite) bulunurlar. Kol, önkol, uyluk ve bacak kemikleri bu grup içinde yer alırlar. Bu kemiklerin gövdelerinin içinde bir boşluk vardır. Boşluk içinde ise kemik iliği bulunur. Kemik iliğinin rengi çocuklarda kırmızı, yaşlılada ise kahverengi görünümdedir. Uzun kemiklerin ucu arasında kalan esas kısımlarına diafiz (diaphysis), uçlarına ise epifiz (epiphysis) adı verilir. Özellikle ekstremite kemiklerinin epifizleri kalınlaşırlar ve bu kısımları ile komşu kemikler arasında eklemleşmeler yaparlar. Uzun kemiklerin diafizlerinin duvar yapısı oldukça sağlam kompakt bir oluşum gösterir. Halbuki bu yapı, epifizlere doğru gittikçe zayıflar. Böylece, uzun kemiklerin uçlarında, bir takım bölmeler ile odacıklar şeklinde oluşmuş süngerimsi (spongios) bir yapı karakteri ortaya çıkar. Bu spongios yapı içinde oluşmuş bölmeler, basınç ve kas çekmelerindeki kuvvetlerin iletilmesine göre mimari bir karakter kazanmışlardır. Uzun kemiklerde epifiz ve diafiz arasındaki sınırda, bir kıkırdak geçiş hattı veya çizgisi bulunur. Bu kemiklerde uzunluğuna olan gelişim bu bölgede sağlanır. b) Yassı Kemikler (Ossa plana) Bu kemikler, yassı ve geniş bir oluşum gösterirler. Kürek kemiği (scapula), kafatası kemikleri ve leğen (pelvis) kemikleri, bu grup için örnek olarak verilebilir. Yassılaşmış durumda ve sıkı yapıda iki tabaka ile, bu iki tabaka arasında spongios bir bölümden oluşur. İki dış tabaka sağlam ve kompakt bir yapıdadır. Bu yapıya substantia compacta adı verilir. Spongios kısım ise "diploe" adı ile belirtilir. Yassı kemikler grubu içinden craniumu oluşturanların bir özelliği vardır. Bu kemikler hem iç, hem de dış yüzden örtü ile döşenmiş durumdadırlar. İç örtüyü "dura mater encephali" oluşturur. c) Kısa Kemikler (Ossa brevia) Özellikle el ve ayak iskeleti içerisinde bulunurlar. Sıkı yapıda ince bir kompakt tabaka ile (subtantia compacta) sarılmış, büyük bölümü oluşturan spongios (subtantia spongiosa) kısmından meydana gelmişlerdir. Bunlarda, uzun kemiklerde olduğu gibi diafiz ve epifiz kısımları ayırdedilemez. Genellikle küp veya prizmatik bir şekilde bulunurlar. Durumlarına göre, eklem yüzleri de taşırlar. d) Şekilsiz Kemikler (Ossa pneumatica) Bu kemikler, tarif edici özel bir şekil göstermezler. Yapıları içinde, kemik kısımlarından bir bölüm gerilemiş veya dumura uğramıştır. Bu bakımdan kemik yapı içinde birtakım boşluklar ortaya çıkar. Yüz çevresinde bulunan bazı kemikler buna güzel bir örnektir. Kemiklerin içindeki boşluklar aynı zamanda hava ile doldurulmuş durumdadır. Cranium da yerini bulan temporal kemik de yine bu grup için örnek olarak verilebilir. Hem şekilsizdir ve özel bir tarife uymaz, hem de processus mastoideus adı verilen bölümü küçük odacıklar halinde ve boşluklu bir yapı gösterir (cellulae mastoidea). Kemiklerin şekilleri üzerinde hem fonksiyonel hem de komşu organ ve oluşlumların (kaslar, kan damarları ve sinir gibi) etkileri de vardır. Basınç tarzındaki etkiler, kemikte bir derinleşme (veya çukur) yaratır. Bu çukurlar veya açıklıklar değişik latince adlar ile belirtilir. Bu adlandırmada impressio, incisura, sulcus, fossa, fovea gibi terimler kullanılır. Buna karşılık kasların çekmelerine bağlı olarak da, ilgili kemik bölümlerinde dışarıya doğru bir çıkıntı veya kabarıklık ortaya çıkar. Bunlar da şekillerine göre yine değişik adlarla belirtilirler. Processus, spina, crista, tuber, tuberculum, tuberositas gibi. |
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|